İlimden İrfan Limanına Yolculuk
Kişinin zihinsel tekâmül sürecinde karşılaştığı en büyük engel, çoğu zaman dışarıdan dikte edilen epistemik bir hegemonya (bilgi tahakkümü) hâlinde sunulan ve sorgulanmadan kabul edilmesi beklenen "hazır bilgi" parçalarıdır. İnsan, yaşamı boyunca bu öğretilerin gölgesinde bir kimlik inşa etmeye çalışırken, aslında başkalarının ya da günümüzde internet/yapay zekânın çizdiği sınırların içinde devinip durur. Oysa hakiki bir varoluş, zihne istiflenen bu teorik bagajın ağırlığından kurtulmayı gerektirir. İşte tam bu noktada irfan, sadece bir bilme biçimi olarak değil, öğretilenlerin tamamını reddedebilme ve zihni mutlak bir sessizliğe ulaştırabilme gücü olarak tezahür eder. Hakikat yolculuğu, elindekileri birer dogma gibi muhafaza edip "gelin siz de bundan nasiplenin" diyerek başkalarına pazarlanan bir konfor alanı değildir. Aksine bu yolculuk, kişinin sahibi olduğunu sandığı her şeyi masanın üzerine koyup, onları bir kenara itebilecek varoluşsal cesareti göstermektir....